The Evolution Deceit

Şuara Suresi ( 227 Verses )

In the Name of Allah, Most Gracious, Most Merciful;

1 . Ta, Sin, Mim.

2 . Bunlar, apaçık olan Kitab'ın ayetleridir.

3 . Onlar mü'min olmayacaklar diye neredeyse kendini kahredeceksin (öyle mi?)

4 . Dilersek, onların üzerine gökten bir ayet (mucize) indiririz de, ona boyunları eğilmiş kalıverir.

5 . Onlara Rahman (olan Allah) dan yeni bir uyarı gelmeyiversin, hiç tartışmasız ondan yüz çevirirler.

6 . Gerçekten yalanladılar; fakat, alay konusu yaptıkları şeyin haberi kendilerine pek yakında gelecektir.

7 . Yeryüzünde bir bakmadılar mı ki, Biz onda her güzel (kerim) çiftten nice ürünler bitirdik.

8 . Şüphesiz, bunda bir ayet vardır; ancak onların çoğu mü'min değildirler.

9 . Şüphesiz, senin Rabbin, gerçekten O, üstün ve güçlüdür, merhamet sahibidir.

10 . Hani senin Rabbin, Musa'ya seslenmişti: "Zulmetmekte olan kavme git;"

11 . Firavun'un kavmine, hala sakınmıyorlar mı?"

12 . Dedi ki: "Rabbim, gerçekten ben, onların beni yalanlamalarından korkuyorum."

13 . "Göğsüm sıkışıyor, dilim dönmüyor; bundan dolayı Harun'a da (elçilik görevini bildirmesi için Cibril'i) gönder."

14 . "Üstelik, onların bana karşı (davasını savunacakları bir cinayet) suçu(m) var; bundan dolayı beni öldürmelerinden korkuyorum."

15 . (Allah:) "Hayır," dedi. "İkiniz de ayetlerimle gidin, şüphesiz sizinle birlikteyiz (ve) işitmekteyiz."

16 . "Gecikmeksizin Firavun'a giderek deyin ki: Gerçekten biz, alemlerin Rabbinin elçisiyiz,"

17 . "İsrailoğulları'nı bizimle birlikte göndermen için (sana geldik)."

18 . (Gittiler ve Firavun:) Dedi ki: "Biz seni içimizde daha çocukken yetiştirip büyütmedik mi? Sen ömrünün nice yıllarını aramızda geçirmedin mi?"

19 . "Ve sen, yapacağın işi (cinayeti) de işledin; sen nankörlerdensin."

20 . (Musa) Dedi ki: "Ben onu yaptığım zaman şaşkınlardandım."

21 . "Sizden korkunca da hemen aranızdan kaçtım; sonra Rabbim bana hüküm (ve hikmet) verdi ve beni gönderilen (elçilerden) kıldı."

22 . "Bana karşı lütuf-dediğin nimet de, İsrailoğulları'nı köle kılmandan dolayıdır."

23 . Firavun dedi ki: "Alemlerin Rabbi nedir?"

24 . Dedi ki: "Göklerin, yerin ve bu ikisi arasında olan herşeyin Rabbidir. Eğer 'kesin bilgiyle inanıyorsanız' (böyledir)."

25 . Çevresindekilere dedi ki: "İşitiyor musunuz?"

26 . (Musa:) Dedi ki: "O sizin de Rabbiniz, geçmişteki atalarınızın da Rabbidir."

27 . (Firavun) Dedi ki: "Şüphesiz size gönderilmiş bulunan elçiniz, gerçekten bir delidir."

28 . "Eğer aklınızı kullanabiliyorsanız, O, doğunun da, batının da ve bunlar arasında olan herşeyin de Rabbidir" dedi (Musa).

29 . (Firavun) dedi ki: "Andolsun, benim dışımda bir ilah edinecek olursan, seni mutlaka hapse atacağım."

30 . (Musa) Dedi ki: "Sana apaçık bir şey getirmiş olsam da mı?"

31 . (Firavun) Dedi ki: "Eğer doğru sözlü isen, onu getir."

32 . Bunun üzerine asasını bırakıverdi, bir de (ne görsünler) o, açıkça bir ejderha oluverdi.

33 . Elini de çekip çıkardı, bir de (ne görsün) o, bakanlar için 'parlayıp aydınlanıvermiş'.

34 . (Firavun,) Çevresindeki önde gelenlere: "Bu" dedi, "Doğrusu bilgin bir büyücüdür."

35 . "Büyüsüyle sizi yurdunuzdan sürüp çıkarmak istiyor; ne buyurursunuz?"

36 . Dediler ki: "Bunu ve kardeşini oyala, şehirlere de toplayıcılar gönder,"

37 . "Bütün uzman-bilgin büyücüleri sana getirsinler."

38 . Böylelikle büyücüler, bilinen bir günün belli vaktinde biraraya getirildi.

39 . Ve insanlara da: "Siz de toplanıyor musunuz? dendi."

40 . "Umarız ki, eğer galip gelirse biz de büyücülere uyarız."

41 . Büyücüler geldiklerinde, Firavun'a: "Şayet biz galip gelirsek, bize bir ücret var gerçekten, değil mi?" dediler.

42 . "Evet" dedi. "Üstelik şüphesiz siz en yakın(larım) kılınanlardan olacaksınız."

43 . Musa onlara dedi ki: "Atacağınızı atın."

44 . Onlar da, iplerini ve asalarını atıverdiler ve: "Firavun'un üstünlüğü adına, hiç tartışmasız, üstün olanlar gerçekten bizleriz" dediler.

45 . Böylelikle Musa da asasını bırakıverdi, bir de (ne görsünler) o, uydurmakta olduklarını yutuveriyor.

46 . Anında büyücüler secdeye kapandılar.

47 . (Ve:) "Alemlerin Rabbine iman ettik" dediler.

48 . "Musa'nın ve Harun'un Rabbine."

49 . (Firavun) Dedi ki: "Ona, ben size izin vermeden önce mi inandınız? Şüphesiz, o, size büyüyü öğreten büyüğünüzdür; öyleyse yakında bileceksiniz. Şüphesiz ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim ve sizin hepinizi gerçekten asıp-sallandıracağım."

50 . "Hiç zararı yok" dediler. "Çünkü biz gerçekten Rabbimiz'e dönücüleriz."

51 . "Doğrusu biz, iman edenlerin ilki olduğumuzdan dolayı Rabbimiz'in bizim hatalarımızı bağışlayacağını umuyoruz."

52 . Musa'ya: "Kullarımı gece yürüyüşe geçir, çünkü izleneceksiniz" diye vahyettik.

53 . Bunun üzerine Firavun şehirlere (asker) toplayıcılar gönderdi.

54 . "Gerçek şu ki bunlar azınlık olan bir topluluktur;"

55 . "Ve elbette bize karşı da büyük bir öfke beslemektedirler."

56 . 'Biz ise uyanık bir toplumuz" (dedi).

57 . Böylelikle Biz onları (Firavun ve kavmini) bahçelerden ve pınarlardan sürüp çıkardık;

58 . Hazinelerden ve soylu makam(lar)dan da.

59 . İşte böyle; bunlara İsrailoğulları'nı mirasçı kıldık.

60 . Böylece (Firavun ve ordusu) güneşin doğuş vakti onları izlemeye koyuldular.

61 . İki topluluk birbirini gördükleri zaman Musa'nın adamları: "Gerçekten yakalandık" dediler.

62 . (Musa:) "Hayır" dedi. "Şüphesiz Rabbim, benimle beraberdir; bana yol gösterecektir."

63 . Bunun üzerine Musa'ya: "Asanla denize vur" diye vahyettik. (Vurdu ve) Deniz hemencecik yarılıverdi de her parçası kocaman bir dağ gibi oldu.

64 . Ötekileri de buraya yaklaştırdık.

65 . Musa'yı ve onunla birlikte olanların hepsini kurtarmış olduk.

66 . Sonra ötekileri suda boğduk.

67 . Şüphesiz, bunda bir ayet vardır. Ama onların çoğu iman etmiş değildirler.

68 . Ve hiç şüphesiz, senin Rabbin, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir.

69 . Onlara İbrahim'in haberini de aktar-oku:

70 . Hani, babasına ve kavmine: "Siz neye kulluk ediyorsunuz?" demişti.

71 . Demişlerdi ki: "Putlara tapıyoruz, bunun için sürekli onların önünde bel büküp eğiliyoruz."

72 . Dedi ki: "Peki, dua ettiğiniz zaman onlar sizi işitiyorlar mı?"

73 . "Ya da size bir yararları veya zararları dokunuyor mu?"

74 . "Hayır" dediler. "Biz atalarımızı böyle yaparlarken bulduk."

75 . (İbrahim) Dedi ki: "Şimdi, neye tapmakta olduğunuzu gördünüz mü?"

76 . "Hem siz, hem de eski atalarınız?"

77 . "İşte bunlar, gerçekten benim düşmanımdır; yalnızca alemlerin Rabbi hariç"

78 . "Ki beni yaratan ve bana hidayet veren O'dur;"

79 . "Bana yediren ve içiren O'dur;"

80 . "Hastalandığım zaman bana şifa veren O'dur;"

81 . "Beni öldürecek, sonra diriltecek olan da O'dur,"

82 . "Din (ceza) günü hatalarımı bağışlayacağını umduğum da O'dur;"

83 . "Rabbim, bana hüküm (ve hikmet) bağışla ve beni salih olanlara kat;"

84 . "Sonra gelecekler arasında bana bir doğruluk dili (lisan-ı sıdk) ver."

85 . "Beni nimetlerle-donatılmış cennetin mirasçılarından kıl,"

86 . "Babamı da bağışla, çünkü o şaşırıp sapanlardandır."

87 . "Ve beni (insanların) diriltilecekleri gün küçük düşürme,"

88 . 'Malın da, çocukların da bir yarar sağlayamadığı günde."

89 . "Ancak Allah'a selim bir kalp ile gelenler başka."

90 . (O gün) Cennet takva sahiplerine yaklaştırılır.

91 . Cehennem de azgınlar için sergilenir.

92 . Ve onlara: "Tapmakta olduklarınız nerede?" denilir;

93 . "Allah'ın dışında olan (ilah)lar; size yardımları dokunuyor mu, veya kendilerine yardımları oluyor mu?

94 . Artık onlar ve azgınlar onun içine dökülüverilmiştir.

95 . Ve İblis'in bütün orduları da.

96 . Orada birbirleriyle çekişip tartışarak derler ki:

97 . "Andolsun Allah'a, biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz,"

98 . "Çünkü sizi (yalancı olanları) alemlerin Rabbiyle eşit tutuyorduk.

99 . "Bizi suçlu-günahkarlardan başka saptıran olmadı."

100 . "Artık bizim için ne bir şefaatçi var,"

101 . "Ne de candan-yakın bir dost."

102 . "Bizim bir kere daha (dünyaya dönüşümüz mümkün) olsaydı da iman edenlerden olabilseydik."

103 . Gerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler.

104 . Ve şüphesiz senin Rabbin, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir.

105 . Nuh kavmi de gönderilen (peygamber)leri yalanladı.

106 . Hani onlara kardeşleri Nuh: "Sakınmaz mısınız?" demişti.

107 . "Gerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim."

108 . "Artık Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin."

109 . "Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yalnızca alemlerin Rabbine aittir."

110 . "Artık Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin.

111 . Dediler ki: "Sana, sıradan aşağılık insanlar uymuşken inanır mıyız?"

112 . Dedi ki: "Onların yapmakta oldukları hakkında benim bilgim yoktur."

113 . "Onların hesabı yalnızca Rabbime aittir, eğer şuurundaysanız (anlarsınız.)"

114 . "Ve ben mü'min olanları kovacak değilim."

115 . "Ben, yalnızca apaçık bir uyarıcıyım."

116 . Dediler ki: "Eğer (bu söylediklerine) bir son vermeyecek olursan, gerçekten taşa tutulup kovulacaksın."

117 . Dedi ki: "Rabbim, şüphesiz kavmim beni yalanladı."

118 . "Bundan böyle, benimle onların arasını açık bir hükümle ayır ve beni ve benimle birlikte olan mü'minleri kurtar."

119 . Bunun üzerine, onu ve onunla birlikte olanları (insan ve hayvanlarla) yüklü gemi içinde kurtardık.

120 . Sonra bunun ardından geride kalanları da suda-boğduk.

121 . Gerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler.

122 . Ve şüphesiz senin Rabbin, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir.

123 . Ad (kavmi) de gönderilen (elçi)leri yalanladı.

124 . Hani onlara kardeşleri Hud: "Sakınmaz mısınız?" demişti.

125 . "Gerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim."

126 . "Artık Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin."

127 . "Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yalnızca alemlerin Rabbine aittir."

128 . "Siz, her yüksekçe yere bir anıt inşa edip (yararsız bir şeyle) oyalanıp eğleniyor musunuz?"

129 . "Ölümsüz kılınmak umuduyla sanat yapıları mı ediniyorsunuz?"

130 . "Tutup yakaladığınız zaman da zorbalar gibi mi yakalıyorsunuz?"

131 . "Artık Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin."

132 . "Bildiğiniz şeylerle size yardım edenden korkup-sakının."

133 . "Size hayvanlar, çocuklar (vererek) yardım etti."

134 . "Bahçeler ve pınarlar da."

135 . "Doğrusu, ben sizin için büyük bir günün azabından korkuyorum."

136 . Dediler ki: "Bizim için fark etmez; öğüt versen de, öğüt verenlerden olmasan da."

137 . "Bu, geçmiştekilerin 'geleneksel tutumundan başkası değildir."

138 . "Ve biz azap görecek de değiliz."

139 . Böylelikle onu yalanladılar, Biz de onları yıkıma uğrattık. Gerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler.

140 . Ve şüphesiz, senin Rabbin, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir.

141 . Semud (kavmi) de, gönderilen (elçi)leri yalanladı.

142 . Hani onlara kardeşleri Salih: "Sakınmaz mısınız? demişti.

143 . "Gerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim."

144 . "Artık Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin."

145 . "Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum;

146 . "Siz burada güvenlik içinde mi bırakılacaksınız?"

147 . "Bahçelerin, pınarların içinde,"

148 . "Ekinler ve yumuşak tomurcuklu göz alıcı hurmalıklar arasında?"

149 . "Dağlardan ustalıkla zevkli evler yontuyorsunuz."

150 . "Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin."

151 . "Ve ölçüsüzce davrananların emrine itaat etmeyin."

152 . "Ki onlar, yeryüzünde bozgunculuk çıkarıyor ve dirlik-düzenlik kurmuyorlar (ıslah etmiyorlar)."

153 . Dediler ki: "Sen ancak büyülenmişlerdensin."

154 . "Sen yalnızca bizim benzerimiz olan bir beşerden başkası değilsin; eğer doğru sözlü isen, bu durumda bir ayet (mucize) getir-görelim."

155 . Dedi ki: "İşte, bu bir dişi devedir; su içme hakkı (bir gün) onun, belli bir günün su içme hakkı da sizindir."

156 . "Ona bir kötülükle dokunmayın, sonra büyük bir günün azabı sizi yakalar.

157 . "Sonunda onu (yine de) kestiler, ancak pişman oldular."

158 . Böylece azap onları yakaladı. Gerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler.

159 . Ve şüphesiz, senin Rabbin, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir.

160 . Lut (kavmi) de, gönderilen (elçi)leri yalanladı.

161 . Hani onlara kardeşleri Lut: "Sakınmaz mısınız?" demişti.

162 . "Gerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim."

163 . "Artık Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin."

164 . "Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yalnızca alemlerin Rabbine aittir."

165 . "Siz insanlardan (cinsel arzuyla) erkeklere mi gidiyorsunuz?

166 . "Rabbinizin sizler için yaratmış bulunduğu eşlerinizi bırakıyorsunuz. Hayır, siz sınırı çiğneyen bir kavimsiniz."

167 . Dediler ki: "Ey Lut, eğer (bu söylediklerine) bir son vermeyecek olursan, gerçekten (burdan) sürülüp çıkarılanlardan olacaksın."

168 . Dedi ki: "Gerçekten ben, sizin bu yaptığınıza öfke ile karşı olanlardanım."

169 . "Rabbim, beni ve ailemi bunların yaptıklarından kurtar."

170 . Bunun üzerine onu ve bütün ailesini kurtardık.

171 . Yalnızca geri kalanlar içinde bir kocakarı hariç.

172 . Sonra geride kalanları yerle bir ettik.

173 . Ve üzerlerine bir yağmur yağdırdık; uyarılıp-korkutulanların yağmuru ne kötü.

174 . Gerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler.

175 . Ve şüphesiz, senin Rabbin, güçlü ve üstün olandır esirgeyendir.

176 . Eyke halkı da, gönderilen (peygamber)leri yalanladı.

177 . Hani onlara Şuayb: "Sakınmaz mısınız?" demişti.

178 . "Gerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim."

179 . "Artık Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin."

180 . "Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yalnızca alemlerin Rabbine aittir."

181 . "Ölçüyü tam tutun ve eksiltenlerden olmayın."

182 . "Dosdoğru olan terazi ile tartın."

183 . "İnsanların eşyasını değerden düşürüp-eksiltmeyin ve yeryüzünde bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın."

184 . "Sizi ve önceki yaratılmışları yaratandan sakının".

185 . Dediler ki: "Sen ancak büyülenmişlerdensin".

186 . "Sen, yalnızca benzerimiz olan bir beşerden başkası değilsin ve biz senin gerçekte yalancılardan olduğunu sanıyoruz."

187 . "Eğer doğru sözlü isen, bu durumda gökten üstümüze bir parça düşürüver."

188 . Dedi ki: "Rabbim, yaptıklarınızı daha iyi bilir.

189 . Sonunda onu yalanladılar, böylece onları o gölgelik-gününün azabı yakaladı. Gerçekten o, büyük bir günün azabıydı.

190 . Gerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler.

191 . Ve şüphesiz, senin Rabbin, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir.

192 . Gerçekten o (Kur'an), alemlerin Rabbinin (bir) indirmesidir.

193 . Onu Ruhu'l-emin indirdi.

194 . Uyarıcılardan olman için, senin kalbinin üzerine (indirmiştir).

195 . Apaçık Arapça bir dille.

196 . Ve hiç şüphesiz, o (Kur'an), geçmişlerin kitaplarında da vardır.

197 . İsrailoğulları bilginlerinin onu bilmesi onlar için bir delil (ayet) değil mi?

198 . Onu Arapça bilmeyen birine indirmiş olsaydık.

199 . Böylece onlara okusaydı, yine ona iman edecek değillerdi.

200 . Biz onu, suçlu-günahkarların kalbine işte böyle işlettik.

201 . Onlar, o pek acı azabı görünceye kadar ona inanmazlar.

202 . Artık o (azap), kendileri şuurunda olmadan onlara apansız gelecektir.

203 . Derler ki: "Bize bir süre tanınır mı?"

204 . Onlar yine de azabımızı çabuklaştırmak mı istiyorlar?

205 . Gördün mü; Biz onları yıllarca yararlandırsak,

206 . Sonra kendilerine va'dolunan (azap günü) geliverse,

207 . Onların 'meta ile yararlandıkları' şey, kendilerini (görecekleri azaptan) bağımsız kılamaz.

208 . Kendisi için bir uyarıcı olmaksızın, Biz hiçbir ülkeyi yıkıma uğratmış değiliz.

209 . (Onlara) Hatırlatma (yapılmıştır); Biz zulmedici değiliz.

210 . Onu (Kur'an'ı) şeytanlar indirmemiştir.

211 . Bu, onlara yaraşmaz ve güç de yetiremezler.

212 . Çünkü onlar, (vahyedileni) işitmekten kesin olarak uzak tutulmuşlardır.

213 . Allah ile beraber başka bir İlah'a yalvarıp-yakarma, sonra azaba uğratılanlardan olursun.

214 . (Öncelikle) En yakın hısımlarını (aşiretini) uyar.

215 . Ve mü'minlerden, sana tabi olanlara (koruyucu) kanatlarını ger.

216 . Eğer sana isyan edecek olurlarsa, artık de ki: "Gerçekten ben, sizin yaptıklarınızdan uzağım."

217 . Sen, O güçlü ve üstün, esirgeyici olan (Allah')a tevekkül et.

218 . O, kıyam ettiğin zaman seni görüyor.

219 . Secde edenler arasında dönüp dolaşmanı da.

220 . Hiç şüphesiz, O, işitendir, bilendir.

221 . Şeytanların kimlere inmekte olduklarını size haber vereyim mi?

222 . Onlar, 'gerçeği ters yüz eden,' günaha düşkün olan her yalancıya inerler.

223 . Bunlar (şeytanlara) kulak verirler ve çoğu yalan söylemektedirler.

224 . Şairler ise; gerçekten onlara azgın-sapıklar uyar.

225 . Görmedin mi; onlar, her bir vadide vehmedip duruyorlar,

226 . Ve gerçekten onlar, yapmayacakları şeyleri söylüyorlar.

227 . Ancak iman edenler, salih amellerde bulunanlar ve Allah'ı çokça zikredenler ile zulme uğratıldıktan sonra zafer kazananlar (veya öclerini alanlar) başka. Zulmetmekte olanlar, nasıl bir inkılaba uğrayıp devrileceklerini pek yakında bileceklerdir.

 

 

 

In this page you can listen Şuara Suresi in English, Şuara Suresi and read and download Şuara Suresi in English veya yükleyebilirsiniz. You can download Şuara Suresi translation, get information on the interpretations of Quranic verses, download all translations of surah in pdf format. You can listen to the audio of Şuara Suresi in English or read and download. You can also share English Quranic verses on Facebook and Twitter and other social media with share buttons.

 

Surah Translations

1 . Fatiha Suresi 2 . Bakara Suresi 3 . Ali İmran Suresi 4 . Nisa Suresi 5 . Maide Suresi 6 . En'am Suresi 7 . Araf Suresi 8 . Enfal Suresi 9 . Tevbe Suresi 10 . Yunus Suresi 11 . Hud Suresi 12 . Yusuf Suresi 13 . Ra'd Suresi 14 . İbrahim Suresi 15 . Hicr Suresi 16 . Nahl Suresi 17 . İsra Suresi 18 . Kehf Suresi 19 . Meryem Suresi 20 . Taha Suresi 21 . Enbiya Suresi 22 . Hac Suresi 23 . Mü'minun Suresi 24 . Nur Suresi 25 . Furkan Suresi 26 . Şuara Suresi 27 . Neml Suresi 28 . Kasas Suresi 29 . Ankebut Suresi 30 . Rum Suresi 31 . Lokman Suresi 32 . Secde Suresi 33 . Ahzab Suresi 34 . Sebe Suresi 35 . Fatır Suresi 36 . Yasin Suresi 37 . Saffat Suresi 38 . Sad Suresi 39 . Zümer Suresi 40 . Mü'min Suresi 41 . Fussilet Suresi 42 . Şura Suresi 43 . Zuhruf Suresi 44 . Duhan Suresi 45 . Casiye Suresi 46 . Ahkaf Suresi 47 . Muhammed Suresi 48 . Fetih Suresi 49 . Hucurat Suresi 50 . Kaf Suresi 51 . Zariyat Suresi 52 . Tur Suresi 53 . Necm Suresi 54 . Kamer Suresi 55 . Rahman Suresi 56 . Vakıa Suresi 57 . Hadid Suresi 58 . Mücadele Suresi 59 . Haşr Suresi 60 . Mümtehine Suresi 61 . Saff Suresi 62 . Cum'a Suresi 63 . Münafikun Suresi 64 . Tegabün Suresi 65 . Talak Suresi 66 . Tahrim Suresi 67 . Mülk Suresi 68 . Kalem Suresi 69 . Hakka Suresi 70 . Mearic Suresi 71 . Nuh Suresi 72 . Cin Suresi 73 . Müzzemmil Suresi 74 . Müddesir Suresi 75 . Kıyamet Suresi 76 . İnsan Suresi 77 . Mürselat Suresi 78 . Nebe' Suresi 79 . Nazi'at Suresi 80 . Abese Suresi 81 . Tekvir Suresi 82 . İnfitar Suresi 83 . Mutaffifin Suresi 84 . İnşikak Suresi 85 . Buruc Suresi 86 . Tarık Suresi 87 . A'la Suresi 88 . Gaşiye Suresi 89 . Fecr Suresi 90 . Beled Suresi 91 . Şems Suresi 92 . Leyl Suresi 93 . Duha Suresi 94 . İnşirah Suresi 95 . Tin Suresi 96 . Alak Suresi 97 . Kadir Suresi 98 . Beyyine Suresi 99 . Zelzele Suresi 100 . Adiyat Suresi 101 . Kaari'a Suresi 102 . Tekasür Suresi 103 . Asr Suresi 104 . Hümeze Suresi 105 . Fil Suresi 106 . Kureyş Suresi 107 . Ma'un Suresi 108 . Kevser Suresi 109 . Kafirun Suresi 110 . Nasr Suresi 111 . Mesed Suresi 112 . İhlas Suresi 113 . Felak Suresi 114 . Nas Suresi
Harun Yahya's Influences | Presentations | Audio Books | Interactive CDs | Conferences| About this site | Make your homepage | Add to favorites | RSS Feed
All materials can be copied, printed and distributed by referring to this site.
(c) All publication rights of the personal photos of Mr. Adnan Oktar that are present in our website and in all other Harun Yahya works belong to Global Publication Ltd. Co. They cannot be used or published without prior consent even if used partially.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.com - info@harunyahya.com
page_top